İşletme Mühendisliği Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://acikerisim2.beykoz.edu.tr/handle/20.500.12879/70
Browse
Browsing İşletme Mühendisliği Bölümü Koleksiyonu by Publication Index "TR-Dizin"
Now showing 1 - 5 of 5
- Results Per Page
- Sort Options
Article Marx’ın Üretken ve Üretken Olmayan Emek Ayrımının Beyaz Yakalı Emeğin Kategorileştirilmesinde Önemi(2019) Önal, Nevzat EvrimKapitalist üretim biçimi dahilinde, sermayenin yeninde üretim döngüsü içerisinde rol üstlenen emeğin analizi, bu analiz zorunlu olarak politik sonuçlara da sahip olacağı için daima sorunlu bir mesele olagelmiştir. Neoliberalizmle birlikte toplam sermaye birikimi içerisinde ticari ve finansal sermayenin; buna paralel olarak işçi sınıfı içerisinde de beyaz yakalı kesimin ağırlığının artması, bir kez daha tartışmayı alevlendirmiş; kafa ve kol emeği ayrımı sermaye birikim sürecinde zorunlu bir işbölümüne işaret etmekten ziyade işçi sınıfı içerisinde müstakil bölmeler tanımlamak, hatta beyaz yakalı bölmeyi işçi sınıfının dışına çıkartmak için kullanılır olmuştur. Öte yandan, ortada incelenmesi ve teorize edilmesi gereken bir fenomen olduğu açıktır. Bu çalışma, beyaz yakalı işlerde istihdam edilen emek gücünün halen sağlıklı biçimde kategorize edilememiş olduğu değerlendirmesinden yola çıkarak, klasik politik iktisat ekolü tarafından ortaya atılan ve en gelişkin haline Marx’ın bu ekole yönelik eleştirisinde ulaşan “üretken emek” ve “üretken olmayan emek” kavramsallaştırmasının bu sorunsal açısından kafa ve kol emeği ayrımından çok daha sağlıklı bir araç olduğunu savunmaktadır ve bu yönde bir uygulama denemesidir.Article Özelleştirmenin Tarımsal Destekler Ve Küçük Ölçekli Çiftçilik Üzerine Etkileri: Türkiye Deneyimi (1998-2012)(2016) Önal, Nevzat EvrimTürkiye'nin tarım sektörü cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kapitalist ekonominin gelişme doğrultusuna uygun, evrimsel bir dönüşüm geçirmiş ve bu dönüşüm çerçevesinde büyük toprak sahipleri ile küçük üreticilerin bir arada var olduğu bir yapı ortaya çıkmıştır. 20. yüzyılın son yıllarına dek bu yapının, onu bir arada tutan en önemli unsuru, devletin tarım sektörüne verdiği sübvansiyonlardı. Bu sübvansiyonlar, küçük üreticiler üzerinde piyasanın olumsuz etkilerini ve öngörülemezliğini bir ölçüde azaltmakta ve üretimi teşvik eder nitelikteydi. Ne var ki, 1990'ların ortasından itibaren finansal açıdan önce istikrarsız, ardından da sürdürülemez hale gelen kamu kesimi ekonomisinde, tarımsal destekler ortadan kaldırılması gereken bir harcama kalemi olarak öne çıktı. 1999'da IMF danışmanlığında başlatılan yapısal uyum programı, 2001 krizinin ardından Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı olarak sürdürüldü ve bu süreçte devletin tarımsal destek sistemi büyük ölçüde tasfiye edildi. Bu tasfiyede, tarımsal desteklerin sağlanmasında kullanılan kurumların özelleştirilmesi önemli bir yöntem olarak öne çıktı. Bu çalışma, yaşanan tasfiyenin tarım sektöründeki sonuçları ve tarımsal istihdama etkilerini incelemektedir.Article Sustaınabılıty In Agrıculture And Alıenatıon In Peasantry: Arguments Derıved From the Case of Turkey(2018) Önal, Nevzat Evrim; Özalp, BurhanIndustrial agriculture, unlike traditional agriculture, relies solely on high yield and profit. All the problems attributed to it are directly or indirectly linked to this single-purpose nature. However, the industrialization of agriculture does not proceed only in large holdings belonging the rich farmers: The small holdings, under a multilayered pressure exerted by large scale capital dominating the input, output and credit markets, also resort to these production methods. This creates a vicious circle through which small-scale producers, due to increasing costs, price volatilities and indebtedness, gradually lose control of their economic activity. Peasants under this pressure have to use industrial, even prohibited inputs, knowing very well the harm they cause to the environment and consumers. Additionally, they are perfectly aware that the capital holders controlling the input-output and credit markets gain profit by appropriating their labor through price mechanisms. Under these contradictory conditions, agricultural production loses all the traditional meaning attributed to it for the peasant. The peasant is thus alienated from his produce in a way that is similar (but not exactly the same) to worker’s alienation to his labor power. This study investigates the example provided by Çukurova Region in Turkey to present arguments on the link between sustainability (or the lack thereof) and peasant alienation.Article Tarım ve Köylülük "Sorun"larına Dair Bir Tartışma Çerçevesi(2017) Önal, Nevzat EvrimKapitalist üretim biçiminin ortaya çıkışından bu yana gelişiminin tüm aşamalarında, tarım ve köylülük farklı düşünce ekolleri tarafından kendi düşünsel pozisyonlarına göre sorunsallaştırılmış ve tartışılagelmiştir. Bu tartışmaların tamamı, tartışmayı yürüten ekollerin temsil ettiği sınıfsal çıkarların izlerini taşır. Öte yandan tarım ve köylülük "sorun"larının farklı coğrafyalarda sergilediği gelişme süreçleri arasındaki büyük nitel farklılıklar, her birini kendi içerisinden ele alarak ortak bir çerçeveye varmayı kuramsal olarak imkânsız kılmasa da, tarih dışı bir çabaya dönüştürmektedir. Ne var ki, bilhassa son yirmi yıl zarfında, gıda başlığının da eklenmesiyle beraber tartışma yeniden alevlenmiş ve daha da karmaşıklaşmıştır. Bu çalışmanın odağında, Türkiye'de de hararetle yürütülmekte olan bu tartışmanın, sadeleştirilmesi gereken kuramsal zemini bulunmaktadır. Bu doğrultuda, tarihsel materyalist düşüncenin tarım ve köylülüğün sorunsallaştırılmasına yönelik yaklaşımı güncel bağlamda yeniden üretilecek ve bir tartışma çerçevesi sunulacaktır.Article Tarımsal Ürün Fiyat Artışlarının Türkiye Tarımının Yapısal Sorunlarına Dair Gösterdikleri(2019) Önal, Nevzat EvrimTürkiye’de işlenmemiş tarımsal ürünlerin perakende fiyatları Kasım 2018 itibariyle genel olarak zaten yüksek seyretmekte olan enflasyonun çok ötesinde bir artış sürecine girdi. Yaş sebze ve meyvede dört ay zarfında yüzde 50’yi aşan nominal fiyat artışı doğal olarak hararetli tartışmaları da tetikledi ve meseleye çok sayıda açıklama getirildi. Bu açıklamalar içerisinde en yaygını Türkiye tarımının girdi açısından dışa bağımlılığı ve döviz kurunda 2018 ortasında yaşanan şokun fiyatlara yansımış olmasıydı. Bu açıklama, belli bir düzeyde doğru olsa da; bu makalenin yazarı döviz kuru ile işlenmemiş tarımsal ürünlerin perakende fiyatları arasında kurulan ilişkinin Türkiye’nin tarımsal ürün ihracatı dikkate alınmadığı müddetçe eksikli olacağını düşünmektedir. Fiyatların kura verdiği şiddetli tepki, Türkiye tarımının son yirmi yılını kapsayan yapısal sorunlarının bir bakiyesi niteliğindedir ve doğru yöntem, olanların bu tarihsel perspektiften değerlendirilmesidir. Dolayısıyla bu makalede, son verilerin işaret ettiği eğilimler tarihsel analize tabi tutulacak ve eldeki soruna kısa vadeli ve geçici değil; uzun vadeli ve (en azından daha) kalıcı, bütünlüklü bir çözüm önerilecektir.
