İş Yerlerinde Cinsiyet Dengesizliği ve Ayrımcılığın, Özbekistan'daki Şirketlerin Etkinliğine Etkisi

Loading...
Publication Logo

Date

2025

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Abstract

The findings of this study support existing management and organizational behavior theories by demonstrating that gender inequality in organizations impacts firm performance through employee performance. First, within the context of Social Exchange Theory (Blau, 1964), it has been observed that when employees are not treated fairly within the organization, their motivation and commitment, based on the principle of reciprocity, decrease. The decline in employee performance as the perception of gender discrimination increases in the study clearly confirms this theoretical assumption. The findings are also consistent with Psychological Contract Theory (Rousseau, 1989). Employees view expectations of fair pay, promotion opportunities, and equal treatment as part of the 'implicit contract' that the organization must fulfill. When these expectations are violated, job satisfaction decreases, performance declines, and ultimately, organizational outcomes are negatively impacted. Furthermore, within the Resource-Based View (RBV), it has been demonstrated once again that human capital (especially qualified and motivated employees) is a key resource for a company's sustainable competitive advantage. The study demonstrated that employee performance is the strongest predictor of firm performance, supporting the RBV's approach of treating human resources as a 'strategic asset.' The study's findings can also be linked to Diversity and Inclusion Theories. While the literature (e.g., Ferrary & Deo, 2023; Offermann et al., 2020) emphasizes that gender diversity enhances performance by enhancing innovation capacity and decision-making quality, this study demonstrates the opposite—that gender inequality undermines these processes. Therefore, egalitarian practices are not only an ethical requirement but also, theoretically, a strategic imperative for the long-term success of organizations. The study also revealed that the direct impact of gender inequality on firm performance is limited, with the primary impact occurring through employee performance. This is consistent with the findings of Nnabuife et al. (2023) that job stress and low motivation negatively impact firm results. On the other hand, as noted in Ferrary & Deo's (2023) study, gender diversity contributes to firm performance by strengthening innovation quality and decision-making processes, while this study found that, conversely, inequality and discrimination undermine this same process. The findings reaffirm the decisive role of employee performance in firm success. Studies such as Kaplan & Norton (2008) and Edmans (2023) have shown that employee engagement and performance directly impact market value, competitiveness, and long-term sustainability. In this context, equitable human resources policies, inclusive leadership, and transparent promotion and compensation mechanisms are critical not only for social justice but also for strategic management and economic growth.
Bu çalışma, örgütlerdeki cinsiyet eşitsizliğinin çalışan performansı üzerindeki etkisini ve dolaylı olarak firma performansına olan yansımalarını ortaya koymuştur. Bulgular, ayrımcılık algısı arttıkça çalışan motivasyonu, bağlılığı ve verimlilik düzeylerinin önemli ölçüde azaldığını göstermektedir. Bu sonuç, Gauci (2022) ile Denissen & Saguy (2014) gibi araştırmacıların bulgularıyla da tutarlıdır; söz konusu araştırmacılar da cinsiyete dayalı ayrımcılığın çalışanların iş tutumlarını zayıflattığını ve verimliliği azalttığını vurgulamaktadır. Dolayısıyla, çalışanların deneyimlerinin ve algılarının bir örgütün başarısındaki temel belirleyiciler arasında yer aldığı teyit edilmiştir. Bu çalışmanın bulguları, yönetim ve örgütsel davranış teorilerini desteklemekte; örgütlerdeki cinsiyet eşitsizliğinin çalışan performansı üzerinden firma performansını etkilediğini göstermektedir. Öncelikle, Sosyal Değişim Teorisi (Blau, 1964) bağlamında, çalışanların örgüt içinde adil bir şekilde muamele görmediklerinde, karşılıklılık ilkesine dayalı olarak motivasyon ve bağlılıklarının azaldığı gözlemlenmiştir. Çalışmada cinsiyet ayrımcılığı algısı arttıkça çalışan performansının düşmesi, bu teorik varsayımı açıkça doğrulamaktadır. Bulgular ayrıca Psikolojik Sözleşme Teorisi (Rousseau, 1989) ile de tutarlıdır. Çalışanlar, adil ücret, terfi fırsatları ve eşit muamele beklentilerini örgütün yerine getirmesi gereken 'örtük sözleşmenin' bir parçası olarak görmektedirler. Bu beklentiler ihlal edildiğinde iş tatmini azalmakta, performans düşmekte ve nihayetinde örgütsel sonuçlar olumsuz etkilenmektedir. Ayrıca, Kaynak Tabanlı Görüş (Resource-Based View – RBV) çerçevesinde, insan sermayesinin (özellikle nitelikli ve motive çalışanların) şirketin sürdürülebilir rekabet avantajı için kilit bir kaynak olduğu bir kez daha gösterilmiştir. Çalışma, çalışan performansının firma performansının en güçlü belirleyicisi olduğunu ortaya koyarak, RBV'nin insan kaynaklarını 'stratejik bir varlık' olarak değerlendiren yaklaşımını desteklemiştir. Çalışmanın bulguları, aynı zamanda Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Teorileri ile de ilişkilendirilebilir. Literatürde (örneğin Ferrary & Deo, 2023; Offermann ve diğerleri, 2020) cinsiyet çeşitliliğinin yenilik kapasitesini ve karar verme kalitesini artırarak performansı geliştirdiği vurgulanırken, bu çalışma bunun tersini — cinsiyet eşitsizliğinin bu süreçleri zayıflattığını — göstermektedir. Dolayısıyla, eşitlikçi uygulamalar yalnızca etik bir gereklilik değil, aynı zamanda örgütlerin uzun vadeli başarısı için stratejik bir zorunluluktur. Çalışma ayrıca, cinsiyet eşitsizliğinin firma performansı üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olduğunu, asıl etkinin çalışan performansı aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, Nnabuife ve diğerleri (2023)'ün, iş stresi ve düşük motivasyonun firma sonuçlarını olumsuz etkilediğini belirten araştırmasıyla da tutarlıdır. Öte yandan, Ferrary & Deo (2023)'nun çalışmasında belirtildiği gibi, cinsiyet çeşitliliği yenilik kalitesini ve karar alma süreçlerini güçlendirerek firma performansına katkıda bulunurken, bu çalışma aksine, eşitsizlik ve ayrımcılığın aynı süreci zayıflattığını göstermiştir. Bulgular, firma başarısında çalışan performansının belirleyici rolünü bir kez daha teyit etmektedir. Kaplan & Norton (2008) ve Edmans (2023) gibi çalışmalar, çalışan bağlılığı ve performansının piyasa değeri, rekabet gücü ve uzun vadeli sürdürülebilirlik üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermiştir. Bu bağlamda, adil insan kaynakları politikaları, kapsayıcı liderlik ve şeffaf terfi ile ücretlendirme mekanizmaları yalnızca sosyal adalet için değil, aynı zamanda stratejik yönetim ve ekonomik büyüme için de kritik öneme sahiptir.

Description

Keywords

İşletme, Business Administration

Turkish CoHE Thesis Center URL

WoS Q

Scopus Q

Source

Volume

Issue

Start Page

End Page

85

Collections