TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://acikerisim2.beykoz.edu.tr/handle/20.500.12879/4

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 165
  • Article
    Psikodramada Spontanlık ve Yaratıcılığın Nöral Dinamikleri: Bütünleşik Bir Nöro-Psikodramatik Model
    (2026) Combil, Pınar Kurt
    Psikodrama, etkililiği kapsamlı nitel ve nicel araştırmalarla doğrulanmış, klinik olan ve olmayan bağlamlarda geniş bir uygulama alanı bulan deneyimsel bir psikoterapi yöntemidir. Günümüz kuramcıları ve yazarları, psikodramanın iki temel kavramsal dayanağı olan eylem ve spontanlık-yaratıcılığın, yöntemin terapötik etkinliğinin özünü oluşturduğu konusunda hemfikirdir. Ancak mevcut literatürde eylem, spontanlık ve yaratıcılığın terapötik etkilerini hangi nöral mekanizmalar aracılığıyla gösterdiğine dair kapsamlı bir açıklama bulunmamaktadır. Son dönemlerde nörobilim ve psikoterapi arasındaki artan diyalog, psikodramanın altında yatan nöral mekanizmalara ışık tutma potansiyeline sahiptir. Öte yandan psikodramanın eylem odaklı doğası, onu diğer psikoterapi yaklaşımlarından ayırmakta ve psikodramayı, bir başka disiplin olan ekolojik psikolojinin perspektifinden incelemeyi gerekli kılmaktadır. Bu makale, psikodramadaki spontanlık ve yaratıcılığın altında yatan nörobilimsel ve psikolojik mekanizmaları açıklamak üzere bütünleşik bir nöro-psikodramatik model önermektedir. Bu model, algı-eylem döngüsü çerçevesinde konumlandırılan ekolojik psikolojiye ait afordans kavramının psikodramatik spontanlık-yaratıcılığa nasıl aracılık ettiğini vurgulamakta ve bilişsel/davranışsal esnekliğin nöral temellerinin spontanlık-yaratıcılığın nöral temelleriyle gösterdiği paralelliği ortaya koymaktadır. Bu bütüncül model, teorik anlayışı derinleştirmekte, gelecekteki ampirik araştırmalara yön vermekte ve psikodramatik terapötik müdahalelerin çağdaş nörobilimsel ve psikolojik paradigmalar çerçevesinde geliştirilmesini amaçlamaktadır.
  • Article
    Gender Equality and Femvertising Practices in Advertisements
    (Mehmet Akif Ersoy University, 2025) Yaman, Duygu; Songur, Ahmet
    Female figures, frequently featured as the central element in product and service advertisements, are pivotal in shaping marketing messages. In the broader context of gender representation, the roles attributed to women, both traditional and modern, have undergone significant transformations in contemporary society. Feminism, as a key factor influencing modern role distribution, has led to the emergence of feminist marketing, which is often referred to in the literature as femvertising. Using a content analysis methodology, this study examines commercials, awarded across various categories by the EFFIE organisation in 2022. The goal is to explore whether the feminist marketing in these advertisements is driven by commercial interests or is aimed at empowering the female figure from a societal perspective. A comparative analysis was conducted between the commercials of the same brands on March 8th, International Women's Day. The content analysis revealed that, while the awarded commercials predominantly emphasise traditional gender roles, the commercials for International Women's Day focus more on modern role distribution. Additionally, while femvertising appears less frequently in the International Women's Day commercials, it is more prevalent in the other award-winning ads. To broaden the scope of the research, semi-structured interviews were conducted with brands operating in Istanbul, which had received awards in the Mediacat 2022 Best Advertising Agencies category and were also included in the content analysis sample. The interviews were handled within the framework of a descriptive phenomenological approach. Semi-structured interviews were analysed through the MAXQDA program. They noted that the reason for the increase in femvertising application was that the brand's purpose was to create sympathy in the consumer and to make commercial profit. They stated that femvertising applications were advertising tactics. Another result of the study is that the concept of femvertising is perceived conceptually differently by advertisers and advertising agencies.
  • Article
    Sosyal Medya Bağımlılığının Özsaygı ve Öz-Algı Üzerindeki Etkisi
    (2025) Çınaroğlu, Metin; Yılmazer, Eda; Aktarli, Merve
    Bu çalışma, Facebook, Instagram ve X gibi platformların aşırı kullanımının psikolojik sonuçlarını inceleyerek sosyal medya bağımlılığı, öz-algı ve özsaygı arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırmaktadır. 388 katılımcı ile gerçekleştirilen anket yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular, sosyal medya bağımlılığı, değişen öz-algı ve azalan özsaygı arasında önemli korelasyonlar olduğunu ortaya koymaktadır. Cinsiyete dayalı farklılıklar gözlemlenmiş; erkeklerin daha yüksek bağımlılık seviyeleri sergilediği belirlenmiştir. Ayrıca, genç kullanıcılar ve daha yüksek eğitim düzeyine sahip bireyler, sosyal medya kullanımıyla bağlantılı olarak daha fazla psikolojik sıkıntı bildirmiştir. Sonuçlar, sosyal medyanın hem gelişmiş bağlantı aracı hem de potansiyel bir psikolojik baskı kaynağı olarak çift yönlü rolünü vurgulamaktadır. Çalışma, daha sağlıklı sosyal medya alışkanlıklarını teşvik etmek için hedefe yönelik eğitim ve politika temelli müdahalelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışma, sağlıklı sosyal medya kullanımını teşvik için dijital okuryazarlık programları ve bilinçlendirme kampanyalarının gerekliliğini vurgulamaktadır. Bulgular sosyal medyanın ruh sağlığı üzerindeki etkileri konusundaki genel tartışmalara katkıda bulunarak kullanıcılar, ruh sağlığı uzmanları ve politika yapıcılar için dijital platformların yaygın etkisinin neden olduğu zorlukları ele almada değerli rehberlik sunmaktadır
  • Article
    Yüksek Performanslı İş Sistemlerinin İnovasyon Davranışı Üzerindeki Etkisi: Yapısal Eşitlik Modellemesi
    (2025) Aktaş, Burak Nedim; Baghinipour, Yasaman
    Bu araştırmada, yüksek performanslı iş sistemleri (YPİS) alt boyutlarının (liderlik, istihdam güvencesi, seçici işe alım, iş kalitesi, eğitim ve koşullu tazminat) inovasyon davranışı (İD) üzerindeki etkisini yapısal eşitlik modellemesi kullanarak incelemektedir. Ayrıca, YPİS ve İD’nın katılımcıların demografik özelliklerine göre değişkenlik gösterip göstermediği ele alınmıştır. Sonuçlar, YPİS’nin tüm alt boyutları ile İD üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Öte taraftan, koşullu tazminat hariç, İD ve YPİS alt boyutları arasında cinsiyet açısından farklılık olmadığı ortaya çıkmış, yaş açısından ise, YPİS alt boyutlarında, seçici işe alım hariç, farklılıklar gözlemlenmiş, İD alt boyutları yaşa göre farklılık göstermemiştir. Benzer şekilde, eğitim düzeyine göre İD ve YPİS alt boyutları arasında farklılık saptanmamıştır. Şirketteki hizmet süresine göre, eğitim ve koşullu tazminat hariç, YPİS alt boyutları farklılık göstermiş, İD alt boyutları şirketteki hizmet süresine göre farklılık göstermemiştir. Son olarak, çalışanların şirketteki pozisyonlarına göre YPİS alt boyutları, iş kalitesi dışında, farklılık gösterirken, İD alt boyutları, uygulama hariç, farklılık göstermemiştir.
  • Article
    Vizyoner Liderliğin Örgütsel Muhalefet Davranışı Üzerindeki Etkisi: Örgütsel Demokrasi Algısının Düzenleyici Rolü
    (2025) Erkasap, Ahmet; Aktaş, Burak Nedim
    Bu araştırma, yöneticilerin vizyoner liderlik davranışlarının, çalışanların örgütsel muhalefet davranışları üzerindeki etkisi ve bu iki değişken arasındaki ilişkide, örgütsel demokrasi algısının düzenleyici rolünü ortaya koymaya çalışmıştır. Araştırma, imalat sektöründe faaliyet gösteren 309 şirket yöneticisi ve çalışandan toplanan anketler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler üzerinden ölçeklerin faktör analizleri yapılmış, değişkenler arası korelasyon incelenmiş ve regresyon analizleri ile hipotezler test edilmiştir. Düzenleyici etkiyi ölçmek için Hayes tarafından geliştirilen Process makrosu tercih edilmiştir. Bulgulara göre, örgütlerde vizyoner liderlik davranışının örgütsel muhalefet üzerinde anlamlı bir etkisi ortaya çıkmış ve bu etki üzerinde örgütsel demokrasinin önemli bir düzenleyici etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Çalışma, konusu açısından özgün bir niteliğe sahip olup, birebir başka bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu açıdan, ileri de gerçekleşecek benzer araştırmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
  • Article
    Ejderha'dan File: Yakın Dönem Çin ve Hindistan Borsaları Arasındaki Etkileşimin Deşifresi
    (2025) Hekim, Derya; Ozdurak, Caner; Bolgün, Evren
    Bu çalışma, Vektör Otoregresyon (VAR) ile eşik ARCH (TARCH) modelini (VAR- VECH-TARCH) kullanarak Çin ve Hindistan borsaları arasındaki bağlantıyı araştırmaktadır. Analizimiz, Covid-19 salgını sonrası yoğunlaşan dinamik sıçrama etkilerine odaklanmaktadır. Ampirik sonuçlar, farklılaştırılmış kısa vadeli volatilite aktarımına işaret etmektedir. Hindistan pazarı, Çin ve ABD'ye kıyasla kendi geçmiş volatilitesine daha az bağımlılık ve diğer piyasalara da daha zayıf kısa vadeli bağlantı göstermektedir. Ancak, uzun vadede tüm üç pazar da birbirine bağlılığı ima eden eşbütünleşme açıktır. Ayrıca, bulgularımız Çin ve Hindistan borsa piyasaları arasında pozitif bir dinamik koşullu korelasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Bu korelasyonun pandemi döneminde zirveye ulaşması dikkate değerdir. İlginç bir şekilde, bu korelasyon Temmuz 2022'den sonra sıfıra yakınsarken potansiyel olarak yatırım stratejilerinde bir değişikliği yansıtmaktadır. Bu sonuçlar, Çin'den (SHENZHENCSI) Hindistan'a (BSESENSEX) yapılan son yatırım kaymasını nüanslı bir şekilde anlamaya katkıda bulunmakta ve her bir piyasanın benzersiz dinamiklerini tanımanın ve aşırı basitleştirilmiş yorumlardan kaçınmanın önemini vurgulamaktadır.
  • Article
    Klinik Popülasyonlarda Duygu Düzenleme: Mekanizmalar, Zorluklar ve Terapötik Müdahaleler
    (2025) Yılmazer, Eda
    Duygu düzenleme, bireylerin duygusal deneyimlerini yönetme ve bunlara yanıt verme süreçlerini içeren psikolojik iyi oluşun temel bir bileşenidir. Bu derleme, duygu düzenlemenin mekanizmalarını, klinik popülasyonların karşılaştığı zorlukları ve düzenleme becerilerini geliştirmek için tasarlanan terapötik müdahaleleri incelemektedir. Gross'un Süreç Modeli ve Duygu Düzenleme Teorisi gibi teorik modeller, duygu düzenlemeyi etkileyen bilişsel ve durumsal faktörler hakkında içgörüler sunmaktadır. Nörobiyolojik araştırmalar, prefrontal korteks ve amigdala gibi beyin bölgelerinin ve serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmiterlerin rollerini vurgulamaktadır. Değerlendirme yöntemleri, öz-bildirim anketlerinden davranışsal görevler ve fizyolojik ölçümlere kadar uzanmakta olup, Ekolojik Anlık Değerlendirme gibi yenilikçi yaklaşımlar gerçek dünya içgörüleri sunabilmektedir. Bilişsel yeniden değerlendirme gibi uyumlu stratejiler, duygusal sonuçları iyileştirirken baskılama gibi uyumsuz stratejiler stresi artırmaktadır. Duygu düzenleme güçlüğü, anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, bipolar kişilik bozukluğu ve madde kullanımı bozuklukları gibi çeşitli rahatsızlıklarda benzersiz şekilde ortaya çıkabilmekte ve kişiye özel tedaviler gerektirebilmektedir. Diyalektik Davranış Terapisi, Kabul ve Kararlılık Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi ve farkındalık temelli müdahaleler etkili terapiler olarak değerlendirilebilir. Bu müdahaleler, çeşitli klinik popülasyonlarda duygu düzenlemeyi geliştirmede etkinlik göstermiş, bireylerin duygularını daha etkili yönetmeleri için gerekli becerilerle donatabilmektedir. İlerleme kaydedilmesine rağmen, duygu düzenlemenin doğru değerlendirilmesi ve tedavilerin kültürel uyarlanması konularında zorluklar devam etmektedir. Gelecek araştırmaların, uzun vadeli sonuçları ve müdahaleleri geliştirmek için teknolojinin entegrasyonuna odaklanabileceği tavsiye edilebilir, nihayetinde duygu düzenlemeyi ve ruh sağlığı sonuçlarını iyileştirmek asıl amaçtır. Bu kapsamlı yaklaşım, duygusal düzensizliklerin karmaşıklığını ele almak ve psikolojik iyi oluşu artırmak için etkili bir strateji olarak değerlendirilebilir.
  • Article
    Kırsal İyi Olma Hali Kavramı ve Ölçümünün Türkiye Kırsalı Bağlamında Değerlendirilmesi
    (2025) Gürsoy, Ozgür Burçak
    Pandemi sonrası oluşan iktisadi ve sosyal koşullar, teknolojik gelişmelerin de katkısıyla mekânsal algıları değiştirmiştir. Tarihsel açıdan “geri” olarak kurgulanan kırsal alanlar, insanlığın daha iyi yaşam beklentilerini içerecek şekilde yeniden gündeme gelmektedir. Bu bağlamda, “kırsal iyi olma hali” kavramı, tanım ve ölçüm yöntemleri bakımından tartışılmaktadır. Kırsalın neresi olduğu ile başlayan bu tanımlama çabasında, sadece farklı kırsallıkları ayırt etmenin önemi değil aynı zamanda amaç, aktör ve politika düzeyindeki farklılaşmalar da vurgulanmakta ve kırsal iyi olma hali bir “fırsatlar coğrafyası” olarak kurgulanmaktadır. Bu çalışma, ilk olarak kırsal iyi olma tanımlarını ele almakta ve kavramın ölçümüne dahil edilebilen farklı değişkenlerin neler olduğunu sunmaktadır. Faklı ülkelerde kavram, yoksulluk, gelir ve iş imkanları, sosyal sermaye, hizmetlere erişim, doğal ve kültürel miras, ulaşım, güvenlik ve sağlık koşulları gibi boyutlar dahil edilerek ölçülebilmektedir. Ardından, kırsal iyi olma halinin Türkiye’de hesaplanabilirliği üzerine düşünülerek TUİK ve diğer resmî kurumlar tarafından sunulan istatistiklerle kırsal alanların güncel tablosu çizilmektedir. Ayrıca ülkemiz özelinde kırsal iyi olma kavramına dahil edilebilecek özgünlükler; tersine göç, üretim teknolojilerinde ve ürün bileşiminde çeşitlenme, tarım dışı gelir kaynakları, kooperatifleşme ve yoğun dış göç olarak tartışılmıştır. Bu araştırma, birincil kaynak olarak OECD ve TÜİK veri tabanlarını ve resmî kurumların konuya dair raporlarını taramıştır. Sonuç olarak bu makalede, kırsal iyi olma hali kavramı tanıtılmış, ölçümüne dair farklı yaklaşımlar ve göstergeler ortaya konulmuş, Türkiye’deki kırsal alanlara dair istatistiki veri durumu sorgulanmış ve bu kavram ışığında dikkate alınması gereken özgünlükler tartışılmıştır. Bu yönüyle, hem iyi olma hali ve kavramı etrafındaki hem de Türkiye tarımsal yapı/kırsal kalkınmaya dair alan yazına katkı sunmak hedeflenmektedir.
  • Article
    Sosyal Bilgiler Öğretmenlerine Göre Kültürel Miras Eğitiminde Aileden Yararlanma
    (2025) Türe, Hatice; İnanlı, Elif
    Kültürel miras geçmişten günümüze insanların oluşturduğu, biriktirdiği ve gelecek nesillere aktardığı kültürel unsurları kapsamaktadır. İlkokul ve ortaokulda okutulan içeriğinde geniş biçimde kültürel mirasa yönelik konulara yer verilen sosyal bilgiler dersi kültürel miras eğitimi gerçekleştirilecek temel derslerden biridir. Kültüre ilişkin bilgilerin ilk edinildiği kurum olan aile sosyal bilgiler dersi kapsamında gerçekleştirilen kültürel miras eğitiminde yararlanılabilecek önemli bir kaynaktır. Bu araştırmada sosyal bilgiler dersinde kültürel miras eğitimine aile katılımı sağlanmasına yönelik sosyal bilgiler öğretmenlerinin görüş ve deneyimlerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Araştırmada temel nitel araştırma deseni benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 2021-2022 öğretim yılında Eskişehir iline bağlı ortaokullarda görev yapmakta olan 20 sosyal bilgiler öğretmeninden oluşmuştur. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Veriler tümdengelim analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler öğretmenlerinin kültürel miras eğitimine aile katılımı sağlanmasının öğretmenlere, öğrencilere ve ailelere çeşitli yararları olacağı, etkili ve eğlenceli öğrenme ortamı oluşmasına katkı sağlayacağı görüşünde oldukları ortaya çıkmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenleri kültürel miras eğitimine yönelik ailelerin katılımıyla okulda ve okul dışında çeşitli etkinlikler yaptıklarını belirtmişlerdir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sosyal bilgiler dersinde kültürel miras eğitimine aile katılımı sağlanması konusunda aileler ile öğretmenlerin bilgilendirilmesi ve sosyal bilgiler dersinde kültürel miras eğitimine aile katılımı sağlanarak uygulamaya dayalı araştırmalar gerçekleştirilmesi önerilebilir.
  • Article
    Gözetim Çağında Fotoğrafçılık: Etik ve Fotoğrafçının Sorumluluğu
    (2025) Fairclough, Ceyiz Makal
    Bu makale, yaygın gözetim bağlamında fotoğraf uygulamalarının etik boyutlarını ve fotoğrafçılığın modern toplumu tanımlayan yaygın gözetim kültürünü hem pekiştiren hem de sorgulayan yönlerini incelemektedir. Çalışma mahremiyet, etik ve fotoğraf pratiğinin sınırları ile ilgili temel meseleleri ele alırken, özellikle istismar ve voyeurizm potansiyeline odaklanmaktadır. Teknolojik ilerlemelerin gözetim kapsamını hızlandır- masıyla - güvenlik kameralarının her yerde bulunması ve veri izleme algoritmalarının yaygınlaşması gibi örneklerde görüldüğü üzere - gözetim, günlük hayatın derinleme- sine bir parçası haline gelmiştir ve giderek ‘gözetim kültürü’ olarak adlandırılan bir ol- guyu yaratmaktadır. Bu bağlamda bireyler, gözetimin hem öznesi hem de nesnesi ko- numundadır. Fotoğrafçılık, gerek bir belgeleme aracı gerek bir sanat biçimi olarak bu dinamiğin merkezinde yer alır. Dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte fotoğraf- çılar, çoğu zaman görüntülerin rızasız bir şekilde dağıtılması, öngörülmeyen amaçlarla yeniden kullanılması veya ticari kazanç amacıyla istismar edilmesi yoluyla gözetimin yayılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu makale, Hasan Elahi ve Trevor Paglen gibi bazı fotoğrafçıların gözetim kültürünün hakimiyetine, eserlerini bu kültürün normalleşme- sini eleştirmek ve ona direnmek amacıyla nasıl kullandıklarını incelemektedir. Söz ko- nusu fotoğrafçıların uygulamalarının analizi yoluyla bu çalışma, fotoğrafçılığın gözetim sistemlerinde içkin olan güç yapılarını sorgulama ve sarsma aracı olarak nasıl işlev göre- bileceğini ortaya koymaktadır. Makale, çağdaş fotoğrafçıların etik sorumlulukları üze- rinde durarak, anonimliğin giderek daha kıt ve değerli hale geldiği bir dönemde mahre- miyet endişelerine yönelik farkındalığın artırılmasının önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, fotoğrafçıların, yaratıcı özgürlük ile mahremiyet ve rıza gereklilikleri arasındaki gerilimi gözetim odaklı bir dünyada nasıl yöneteceklerine dair karşılaştıkları etik zorluk- ların altını çizmektedir.
  • Article
    Ulaştırma Koridorlarının Lojistik Açıdan Önemi: Özbekistan Örneği
    (2025) Çakaloz, Burak; Mingboeva, Kanoat
    Ulaştırma Koridorları bölgeleri, ülkeleri ve kıtaları birbirine bağlayan ulaşım altyapıları olmakla beraber taşımacılıkta ulaştırma modlarının entegrasyonuna da olanak sağlayarak ülkeler ve işletmeler açısından ekonomik ve verimli sonuçlar doğurabilmektedir. Orta Asya, jeostratejik konumu ve zengin tarihi geçmişi nedeniyle, ticaret yollarının kesişim noktası ve uluslararası ticaretin önemli bir merkezi olarak bilinmektedir. Bu bölge, Asya ile Avrupa arasında köprü görevi gören önemli ulaştırma koridorlarına ev sahipliği yapmaktadır. Özbekistan, Orta Asya'nın önemli bir parçası olarak, bu koridorların merkezinde yer almakta ve bölgedeki ulaştırma ağının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu çalışmada Orta Asya ulaştırma koridorlarının Özbekistan özelinde önemi, lojistik işletmelerin görüşleri kapsamında değerlendirilmiştir Çalışmanın nitel araştırma kısmı Özbekistan’da faaliyet gösteren ve uluslararası taşımacılık yapan işletmeler ile yüz yüze görüşmeler yapılarak hazırlanmıştır. Çalışmada Orta Asya’daki mevcut ulaştırma koridorlarının Özbekistan’ın ekonomik büyümesine ve uluslararası ticaret bağlantılarına önemli katkı sağladığı ancak, lojistik altyapı yatırımlarının, gümrük prosedürlerinin, yakıt ve maliyet optimizasyonunun, uluslararası ilişkilerin geliştirilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, paydaşların diğer önerilerinin de ortak bir stratejik yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiği çalışmanın bir diğer sonucudur.
  • Article
    Factors Influencing Fistula Formation Following Perianal Abscess Treatment
    (2025) Huseynov, Amil; Çiçek, Sevim Nuran Kuşlu
    Objectives: Perianal abscesses are frequently encountered in clinical practice and are primarily attributed to a cryptoglandular origin. Despite prompt incision and drainage, a subset of patients still develop anal fistulas. This study aims to identify risk factors associated with fistula formation after perianal abscess management. Methods: A total of 145 patients (64 females, 81 males) with perianal abscess were retrospectively reviewed between 2020 and 2024. All underwent urgent incision and drainage under anesthesia. Demographic characteristics, comorbidities, type of surgical intervention, and postoperative outcomes were analyzed. Postoperative complications were assessed at both early (≤30 days) and late (>30 days) time points. Univariate and logistic regression analyses were conducted to determine independent predictors of fistula formation. Results: The median patient age was 42 years (IQR: 35-50), and 37.9% had at least one comorbidity (17.2% diabetes mellitus, 13.8% hypertension). Intraoperative fistulas were identified in 37.9% of cases and managed via fistulotomy or seton placement when feasible. Early postoperative complications occurred in 24.1% of patients, most of which were minor. Over a median follow-up of 7 months (IQR: 4-12), abscess recurrence was observed in 6.9% and new-onset fistula in 14.5%. Comorbidities such as diabetes mellitus were associated with a higher likelihood of fistula formation. Anal incontinence was documented in 2.8% of patients, most cases resolving spontaneously or with conservative measures. Conclusions: Although urgent incision and drainage generally yields favorable early outcomes, a notable proportion of patients develop late complications, particularly fistula formation. Close follow-up and tailored surgical strategies, including fistulotomy or seton placement when indicated, may help reduce morbidity. Prospective and multicenter studies with extended follow-up are warranted to further refine treatment protocols and identify high-risk individuals.
  • Other
    Değişen İsrail Algısı
    (2025) Karaca, Ragıp Kutay; Özdemir, Özlem
    Bu çalışma İsrail ile Hamas arasında 2023 yılında patlak veren çatışmadan sonra siyasilerin, sanatçıların ve kamuoylarında değişen İsrail algısını ortaya koymaktadır. Yaşanan çatışmalar neticesinde İsrail devleti insani hiçbir faktörü dikkate almadan Filistin’deki okulları, hastaneleri, mülteci kamplarını bombalamış ve bunun neticesinde binlerce masum Filistinli trajik bir şekilde ölmüş, öldürmeye devam etmektedir. Hayatta kalan Filistinliler ise açlık ve sefalet ile karşı karşıya bırakılmıştır. Bu durum Filistin halkını göçe zorlanmış, göç edilen yerlerin bir kısmı İsrailli yerleşimcilerle istila edilmiştir. Bütün bu yaşananların görüntüleri fotoğraf ve belgelerle uluslararası medyaya yansıması dünya kamuoyunun İsrail algısını değiştirmeye başlamıştır. Özellikle İsrail’e destek veren Batı yönetimlerine karşı bu ülkelerin halklarında İsrail’in, Filistin'de uluslararası hukuka aykırı gösterdiği şiddet, Filistinlilerin insani güvenliği, yerinden edilmeleri, toprak ve mülk kayıpları, kimlik ve bağımsızlık mücadeleleri görünür hale gelmiştir. Siyasi liderlerin, sanatçıların ve toplumun önde gelen kesimlerinin arka arkaya gelen eleştirileri, birçok ülkede gerçekleşen protesto görüntüleri artık İsrail’i etnik temizlik, soykırım, kitle psikozu, yerleşimci sömürgecilik, siyonizm gibi kavramlarla ilişkilendirmektedir. Bunun en büyük göstergesi de Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmasıdır. Bu olaylar bilişsel, duygusal ve düşünsel birçok etkenin bir araya gelmesiyle değişen İsrail siyasal algısının değiştiğini göstermektedir. Çalışmada birincil ve ikincil kaynaklar kullanılarak nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir.
  • Article
    Dijitalleşmenin Sürdürebilirlik Üzerindeki Etkisi: Lojistik Sektörü
    (2025) Yesilyaprak, Mehmet; Akıncı, Emrullah
    Çalışmada, dijitalleşmenin sürdürülebilirlik üzerine etkisi ve lojistik sektörü üzerine etkisi incelenmiştir. Geleneksel lojistik süreçleri, taşıma, depolama ve envanter yönetimi gibi alanlarda önemli ölçüde kaynak tüketimi ve çevresel etki ile ilişkilendirilmiştir. Ancak, dijital teknolojilerin ve veri analitiğinin yaygın kullanımı, lojistik süreçlerinin daha verimli ve çevre dostu hale gelmesine imkân tanımaktadır. Dijitalleşme, lojistikte verimliliği artırarak taşıma rotalarının optimize edilmesini, araç kullanımının azaltılmasını ve dolayısıyla karbon ayak izinin azaltılmasını sağlayabilir. Akıllı envanter yönetimi sistemleri, stok seviyelerini daha doğru bir şekilde tahmin ederek atık ve fazla stokların azaltılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca geri dönüşüm, yeşil ambalajlama ve enerji verimliliği gibi alanlarda dijital teknolojilerin kullanımıyla sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılabilir. Ancak, dijitalleşmenin sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi karmaşık ve çok yönlüdür. Teknolojik yeniliklerin çevresel etkisi, üretim aşamasından kullanım sürecine kadar değerlendirilmelidir. İlave olarak, dijitalleşmeyle birlikte ortaya çıkan enerji tüketimi ve elektronik atıklar gibi yeni çevresel zorluklar da göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Article
    İnsan Kaynakları Bilgi Sistemlerinin B2B Modeli Bağlamında İncelenmesi: Türkiye'deki Bulut Tabanlı İK Yazılım Şirketleri Üzerine Nitel Bir Araştırma
    (2025) Acar, Pınar; Gündogmus, Emıne; Aktaş, Burak Nedim
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki bulut tabanlı İnsan Kaynakları Bilgi Sistemleri (İKBS) sağlayıcılarının, B2B iş modeli çerçevesinde şirketlerin İK süreçlerine entegrasyonunu ve iş süreçlerine etkisini incelemektedir. İKBS yazılım sağlayıcısı şirketler üzerine ikincil veri kullanılarak yapılan nitel analiz, müşteri deneyimlerine dayalı olarak bu çözümlerin sunduğu avantajları değerlendirmektedir. Araştırmada, nitel veri toplama ve analiz teknikleri kullanılmış, müşteri deneyimlerine ilişkin ikincil veriler NVivo yazılımı ile incelenmiştir. Bulgular, bulut tabanlı İKBS çözümlerinin esneklik, hız ve veri yönetimi açısından önemli avantajlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, B2B iş modeli kapsamında uygulanan bulut tabanlı İKBS'nin rekabet avantajı sağladığı ve müşteri memnuniyetini artırdığı belirlenmiştir. Araştırma, bulut tabanlı İK çözümlerinin benimsenme düzeyini analiz ederek, dijital dönüşümdeki kritik rolünü vurgulamaktadır.
  • Article
    Glamping Faaliyetlerine Katılan Yerli Turistlerin Seyahat Motivasyonları, Yenilik Arayışları ve Davranışsal Niyetlerine Yönelik Nitel Bir İnceleme
    (2025) Oncuer, Melek Ece; Ertürk, Nur
    Gün geçtikçe farklı turizm arayışlarına giren bireyler, bu farklılık arayışlarından kaynaklı olarak turizm sektöründe yaşanan değişimlerle birlikte alternatif turizm çeşitlerine yönelmeye başlamıştır. Çevre ve sürdürülebilirlik kavramlarının da önem kazanmaya başlaması, bireyleri kitle turizminden çok, doğa temelli turizm türlerine yönlendirmiştir. Glamping ise lüks kampçılık deneyimi sunmayı amaçlayan doğa temelli bir turizm çeşididir. Bu araştırma, glampinge katılan yerli turistlerin seyahat motivasyonlarını, davranışsal niyetlerini ve yenilik arayışlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Turizm alan yazınında sıklıkla glamping işletmecilerine yönelik çalışmalar yer alırken, glamping faaliyetlerine katılan bireylerin motivasyonlarını, davranışsal niyetlerini ve yenilik arayışlarını ortaya koymak, araştırmayı değerli kılmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinden 20 kişiyle görüşülen araştırmada, içerik analizi ile elde edilen veriler doğrultusunda, 18 tema, 138 kod belirlenmiştir. 18 tema içerisinde en fazla kodlanan ifadelerin, doğa, kamp, orman, konfor, rahatlık, deniz-kum-güneş, yeni yerlerin keşfi, yurt dışı tatili, stressiz ortam, fiziksel ihtiyaç zorluğu ve aktivite eksikliği olduğu görülmüştür. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular doğrultusunda, bireylerin kampa göre glampinge karşı daha fazla motive olma, yeni yerler keşfetme isteği, tekrar ziyaret etme ve başkalarına tavsiye etme arzularının olduğu sonucuna ulaşılmış, bu doğrultuda öneriler geliştirilmiştir.
  • Article
    Akıllı Havalimanları: Havalimanı Yolcu Hizmetlerinde Yolcuların Ortak Kullanımlı Self Servis (CUSS) Kullanma Deneyimine Yaklaşımları
    (2025) Pamuk, Mehveş
    Havacılık her zaman teknolojiye dayalı bir sektör olsa da havalimanlarında birçok yolcu hizmetleri görevlilerle yolcuların temasını gerektirmiştir. Bu manzara teknoloji yayılımıyla beraber dönüşmektedir. Bu dönüşümlerden biri olan Ortak Kullanımlı Self Servis (CUSS) kiosk teknolojileri uçuş öncesi biletleme, koltuk atama, belge kontrolü, bagaj teslimi, etiketleme, biniş kartı bastırma gibi kontuarda yapılan işlemleri yolcuların kendisinin tamamlayabilmesini sağlamaktadır. Ancak tüm işlem ve sorumlulukları yolcuya aktarmaktadır. Bu durum, teknolojiye aşina olan, hızlı tempolu yolcular için kolaylık olarak görülebilirken, bazı yolcular için geleneksel yönteme kıyasla henüz alışılmadık, karmaşık bir durum olabilmektedir. Bu çalışma havalimanlarındaki CUSS kiosklarına ilişkin deneyimlere odaklanmış, yolcuların CUSS faydalılık algısı, kullanım özyeterlilik algısı, insan etkileşimi gereksinimi ile CUSS kullanımı davranışsal niyeti arasındaki ilişkilerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla nicel araştırma yöntemine dayalı olarak uygun örnekleme yoluyla erişilen Türkiye’de farklı havalimanlarında CUSS kiosklarını kullanma deneyimine sahip 372 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veriler SPSS yazılımında analiz edilmiştir. Bulgulara göre CUSS fayda algısı, yolcu özyeterliliği ve davranışsal kullanım niyeti arasında güçlü ve pozitif ilişkiler bulunmuştur. Buna karşılık, yolcularda insan etkileşimi gereksinimi arttıkça sistemin faydalılığına, kullanım yeterliliğine ve kullanım niyetine yönelik algılar anlamlı şekilde azalmaktadır. İleri yaş grupları ve daha düşük eğitim seviyesine sahip bireyler insan etkileşimine daha fazla ihtiyaç duymakta ve CUSS sistemlerine daha temkinli yaklaşmaktadır.
  • Article
    Yükseköğretim Kurumlarında Dijital Doygunluğun SWOT ve Yapay Zekâ Destekli NLP Analizi
    (2025) Kolemen, Cansu Sahın; Şahin, Ersin
    Bu çalışma, üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının dijital doygunluk düzeylerini SWOT analizi ve yapay zekâ destekli metin analizi yöntemiyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, dijital dönüşümün yalnızca teknolojik altyapı yatırımları ile sınırlı olmadığı; aynı zamanda insan kaynağı, kurum kültürü ve yönetişim yapılarının da dönüşümüne ihtiyaç duyduğu varsayımıyla yola çıkmıştır. 20 akademisyenle gerçekleştirilen araştırmada, dijital doygunluğa ilişkin 18 maddelik ölçek uygulanmıştır. Ayrıca örneklemin içinden seçilen 5 akademisyenle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla nitel veriler elde edilmiştir. Yapılan SWOT analizi doğrultusunda kurumun dijital dönüşüm sürecindeki mevcut durumu dört başlık altında incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre; veri yönetimi, iletişim ve değişim yönetimi, dijital işbirlikleri ile nitelikli insan kaynağı, üniversitenin güçlü yönleri arasında öne çıkmaktadır. Buna karşın, performans izleme sistemlerinin yetersizliği, mali sürdürülebilirliğe ilişkin kaygılar, teknolojik altyapıdaki uyumsuzluklar ve yenilikçilik eksikliği gibi unsurlar ise zayıf yönler olarak belirlenmiştir. Yapay zekâ tabanlı doğal dil işleme tekniği kullanılarak SWOT maddeleri arasındaki içeriksel benzerlikler ve stratejik uyumsuzluklar ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, üniversitelerin dijital dönüşüm süreçlerinde güçlü yönlerini koruyarak zayıf alanlarını iyileştirmeleri; mevcut fırsatları stratejik avantajlara dönüştürmeleri ve olası tehditlere karşı bütüncül önlemler geliştirmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. Üniversite yöneticilerine, politika yapıcılara ve akademisyenlere dijital dönüşüm süreçlerine yönelik uygulanabilir, veri temelli ve stratejik bir yol haritası sunmaktadır.
  • Book Review
    Kitap İncelemesi: “Kavramsal Sanat”
    (2025) Shahmiri, Bengısu Bayrak
    Kavramsal sanatın kendisi kadar modernizmin sonuçlarının kavramsal sanatın ortaya çıkışına etkisi ve oluşma sürecine dair kapsamlı bir tartışma ortaya koyması bakımından kavramsal sanatın tüm boyutları üzerine yazılmış düşünsel anlamda yoğunluğu yüksek, ender bir yayındır. Yirminci yüzyılın ilk yarısındaki Dada ve Konstrüktivizm gibi avangard hareketlerden 1980’li yıllara uzanan bir perspektifte, kavramsal sanatın en etkin olduğu 1960’lı yılların ortalarından 1970’li yılların ortalarına kadar süren o önemli on yıldaki sanatsal eğilimlere ve üretim biçimlerine odaklanırken, kavramsal sanatın modernizmle olan gerilimi ele alan kitabın ana metni, Kavramsal Sanata Yaklaşmak, Ön Koşullar ve Bakış Açıları, Yeniden Başlayan Avangard, Fikir Olarak Sanat, Politika ve Temsil, Kavramsal Sanatın Mirası başlıklarıyla altı bölümden oluşur. Bu kitap incelemesinde bölümler kısaca tanıtılmış ve Wood’un kavramsal sanata dair öne çıkan argümanları özetlenmeye çalışılmıştır