Beykoz Üniversitesi
Permanent URI for this communityhttps://acikerisim2.beykoz.edu.tr/handle/123456789/646
Browse
Browsing Beykoz Üniversitesi by Title
Now showing 1 - 20 of 612
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 18-40 Yaş Arası Yetişkinlerde Egzersiz İle Bağımlılık Yapıcı Madde Kullanımı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(2025) Karadeniz, Serkan Berk; Beyazyürek, MansurBu araştırma, 18-40 yaş arası yetişkinlerde madde kötüye kullanım eğilimlerini belirlemeyi ve egzersiz ile arasındaki ilişkiyi analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma 18-40 yaş arası 111 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçilmeksizin, çalışmaya katılmaya gönüllü bütün katılımcılar çalışmaya dahil edilmiştir. Veriler, 36 soruluk çevrimiçi bir anketin Google forms üzerinden paylaşılması ile Mayıs-Haziran 2025'te toplanmıştır. Sosyodemografik veriler Sosyodemografik veri formuyla, egzersiz alışkanlıkları Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği Kısa Formu kullanılarak, madde kullanım eğilimleri ise Bağımlılık Profil indeksi Kısa Formu kullanılarak değerlendirilmiştir. Toplanan veri SPSS versiyon 27 kullanılarak analiz edilmiştir. Madde kullanım eğilimi ve fiziksel egzersiz alışkanlıklarında yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi ve gelir düzeyi gibi kategoriler bakımından anlamlı farklılıklar tespit edilmiş, örneklemin tamamında madde kullanım eğilimi ile egzersiz alışkanlıkları arasında anlamlı bir korelasyon ilişkisi saptanmamıştır.Book Part 3D Printing and Logistics(Springer Nature, 2022) Bayraktar, A.N.3D printing is a production process. 3D printing takes place among the techniques known as additive manufacturing and is used in the market as synonymous with additive manufacturing, and even commonly 3D printing is used instead. When there are three elements as digital model, feed material and 3D printer, then the needed product can be produced at any time and at any place by 3D printing. This technique has changed the principles of traditional production as producing the parts separately and then assembling. In other words, the traditional way of business will have been transformed to a new style. 3D printing is a disruptive and a growing trend in the business. It is assumed that 3D printing will cause and economic effect as 230$ billion to $550 billion per year by 2025. Also the increase in enthusiasm of companies in trying and using of this technology supports this assumed economic effect. Worldwide trademarks as Mercedez Benz, BMW, IKEA, Ford have shared their experiences, productions and savings. Experiences with 3D printing have shown that its usage is beneficial. Some of the benefits gained by 3D printing can be defined as shorter lead time, cheap production, fewer stocks, elimination of assembling requirement, acceleration of design process, etc. Shorter lead time, fewer stocks and elimination of flow for assembling requirements point out the change in supply chain and logistics market. With 3D printing, it is possible to produce closer to the customer by minimizing inventory, transportation and handling costs. As a service provider, logistics companies should review their service infrastructure in line with the needs of their customers who will adopt these strategies. © 2022, The Author(s), under exclusive license to Springer Nature Singapore Pte Ltd.Master Thesis 3PL Yeşil Lojistik Uygulamalarının Hizmet Sektörüne Etkisini Ölçmeye Yönelik Nitel Bir Çalışma: İstanbul İli Uygulaması(2022) Hekim, Fulya; Aydınocak, Ezgi UzelLojistik, modern pazarlama içerisinde kendine yer tutmuş olduğu gibi tüm sektörlerde çevresel alanda da önemli yer tutmakta olup önemi günden güne artış göstermektedir. Çevreyi korumak, enerji tüketimini en aza indirebilmek, malzemelerin yeniden üretimi sayesinde tekrar doğaya kazandırılabilmesi gibi başlıca nedenler lojistik sektörünün önemli bölümlerinden biri olan ' Yeşil Lojistik' kavramını ortaya çıkarmıştır. Rekabetin yüksek derecede olduğu lojistik sektöründe, işletmeler avantaj elde edebilmek için yeşil lojistik ve uygulamalarını benimsemiş, lojistik faaliyetlerini '3PL' şeklinde isimlendirilen üçüncü parti lojistik firmalarından da karşılamışlardır. Burada amaç, maliyeti azaltmak, sermayeyi etkin kullanmak, çevreye verilecek zararları engellemek ve pazarda tutunabilmektir. Bu araştırmada, İstanbul ilindeki 3PL Yeşil Lojistik uygulamalarının hizmet sektöründeki etkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Çevre, Yeşil Lojistik, Üçüncü Parti Lojistik (3PL), Rekabet ve PazarMaster Thesis 6 Şubat Depremi Sonrası Sürdürülen Psikososyal Çalışmalara Destek Veren Meslek Grupları Üzerinde Deneyimin ve Müdahale Süresinin Eşduyum Yorgunluğuna Etkisi(2025) Demir, İrem; Erden, Hatice GülsenBu araştırmanın amacı, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında psikososyal destek çalışmalarına katılan meslek gruplarında mesleki deneyim süresi ve müdahale süresi ile eşduyum yorgunluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemi, afet sonrası psikososyal destek hizmetlerinde görev alan ve kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 155 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veriler, Sosyo-Demografik Bilgi Formu, İkincil Travmatik Stres Ölçeği (İTSÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde nonparametrik testler, sperman korelasyon analizleri, basit doğrusal regresyon analizleri ve bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. KSE sonuçlarına göre, katılımcıların anksiyete, olumsuz benlik algısı, somatizasyon ve hostilite düzeyleri düşük, depresyon düzeyi ise orta düzeyde saptanmış olup genel psikolojik belirti düzeyi orta düzeyde gözlenmiştir. İTSÖ sonuçları, Kaçınma ve Uyarılma düzeylerinin düşük, Duygusal İhlal düzeyinin ise orta düzeyde olduğunu; genel ikincil travmatik stres düzeyinin ise düşük-orta düzeyde seyrettiğini göstermektedir. Analizler sonucunda, olumsuz benlik algısı ile mesleki deneyim süresi arasında çok zayıf bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, ikincil travmatik stresin alt boyutları olan duygusal ihlal ve uyarılma açısından meslek grupları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Özellikle memurların, duygusal etkilenme ve uyarılma tepkileri açısından psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarına kıyasla daha yüksek düzeyde belirti bildirdikleri görülmüştür. Elde edilen bulgular, afet sonrası psikososyal destek uygulamalarında eşduyum yorgunluğunu ve psikolojik belirti düzeylerini etkileyen başka değişkenlerin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.Master Thesis 6 Şubat Depremini Deneyimleyerek Tssb Belirtileri Yaşayan Genç Yetişkinlerde Görülen Antisosyal Davranışlarda Sosyal Desteğin Rolünün İncelenmesi(2025) Engin, Özge; Erden, Hatice GülsenAraştırma, 6 Şubat 2023 depremine maruz kalan 18-24 yaş arası genç yetişkinlerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) belirtileri ile antisosyal davranışlar arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve bu ilişkide algılanan sosyal destek ile çocukluk çağı travmalarının düzenleyici/aracı rolünü incelemektedir. Araştırmaya, 6 Şubat depreminin gerçekleştiği zamanda, depremden etkilenen 11 ilden birinde bulunan ve depremi doğrudan hisseden toplam 267 genç yetişkin katılmıştır. Veri toplama sürecinde; Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, DSM - 5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Antisosyal Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları, TSSB belirtileri ile antisosyal davranışlar arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Çocukluk çağı travmalarının bu ilişkide kısmi aracı ve düzenleyici rol üstlendiği; sosyal desteğin ise belirli TSSB alt boyutları (özellikle duygu ve düşüncelerde olumsuz değişimler ve artmış uyarılma) ile antisosyal davranışlar arasındaki ilişkide anlamlı bir tampon etkisi oluşturduğu bulunmuştur. Ayrıca, deprem maruziyeti ile ilgili değişkenler TSSB belirtileri ve antisosyal davranış düzeylerini anlamlı biçimde etkilemiştir. Bulgular, travmaya maruz kalan kişilerde çocukluk çağı travmalarının ve sosyal desteğin, psikolojik iyilik hali üzerinde rol oynadığını göstermektedir. Bu sonuçlar, afet sonrası ruh sağlığı müdahalelerinde risk gruplarının belirlenmesine ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik önemli katkılar sunmaktadır.Master Thesis 6 Şubat Depremlerine Maruz Kalan Bireylerde Anbean Farkındalık ve Tssb Semptom Şiddeti Arasındaki İlişkide Deneyimsel Kaçınmanın ve Dikkat Kontrolünün Etkisi(2025) Kaymaz, Simay; Altınok, AhmetSon zamanlarda popülerleşen, meditasyonlarla pratik edildiği gibi çeşitli psikoterapi uygulamalarında da yerini alan anbean farkındalık kavramı, çeşitli olumsuz psikolojik etkilere karşı koruyucu işlev edindiği değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, 6 Şubat depremlerine maruz kalan bireylerde, kişilik özelliği olan anbean farkındalık düzeyi ve TSSB semptom şiddeti arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca, bu ilişkide deneyimsel kaçınmanın aracı rolü, dikkat kontrolünün düzenleyici rolü incelenmiştir. Çalışma, yaşları 18 ile 65 yaş arasında değişen, 6 Şubat 2023 öncesinde depremin yaşandığı illerde ikamet eden 390 gönüllü katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırmada veriler Post-travmatik Stres Bozukluğu Kontrol Listesi (PCL-5), Beş Faktörlü Bilgece Farkındalık Ölçeği-Kısa Formu (BFBFÖ-K), Dikkat Kontrolü Ölçeği (DKÖ), Kabul ve Eylem Formu 2 (KEF-2) ve Demografik Form ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesinde, Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Ek olarak düzenleyici etkiler değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre anbean farkındalık ve TSSB semptom şiddeti arasında, iki yönlü güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anbean farkındalık ve TSSB semptom şiddeti arasındaki ilişkide deneyimsel kaçınmanın aracılık etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Yine aynı ilişkide dikkat kontrolünün düzenleyici etkisi olmadığı gözlemlenirken, dikkat kontrolünün dikkati odaklama alt boyutunun ilişkiyi anlamlı ölçüde düzenlediği gözlemlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, anbean farkındalık ve TSSB semptom şiddeti arasında güçlü negatif ilişki olduğunu ve bu ilişkinin dikkat kontrolünün dikkati odaklama boyutu tarafından anlamlı şekilde düzenlediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Anbean farkındalık, TSSB semptom şiddeti, deneyimsel kaçınma, dikkat kontrolüArticle Accreditation of Communication Education in Turkiye: Research on the Views of Administrator Academicians in Accredited Programs(Istanbul Univ, Fac Communication, 2023) Kaygusuz, ErdincThe subject of this study is an examination of how communication programs are accredited in Turkiye in the context of the views of administrator academicians. The research aims to explore the views of administrator academicians who are deans, vice deans, or heads of departments in their institutions regarding the accreditation of communication education in Turkiye. The study interviews 11 administrator academicians working in accredited undergraduate programs under communication faculties or the other faculties in which communication programs are included Turkiye, with the study sample being selected using multi-stage sampling. Proportional stratified and purposive sampling was also used to ensure that the groups in the universe are represented in proportion to their weights. Although minor problems exist in practice, accreditation has been concluded to play a developing role for institutions. Accordingly, accreditation allows institutions to renew, to correct the deficiencies in their organizational chart, to update the curriculum, to strengthen the teaching staff, to increase physical environments and opportunities, and to develop financial resources. In this respect, accreditation in communication education in Turkiye is seen as a concrete output rather than a corporate reputation provider. The findings support other studies that have focused on the benefits of accreditation.Article Action Research About Development of Student's Artistic Form of Expression by Conceptual Art Activities(Ani Publishing, 2019) Basar, Cigdem Tanyel; Ince, MetinSince the 1960's, rapid changes and transformations in the field of art have been experienced in the light of the technological and social developments that have been experienced, and the expression forms and thought forms of today's art have differentiated. With this change in the art, there was a need for a new structuring and planning in the field of art education. The purpose of this research is to demonstrate how students' original expression patterns in artistic production have been improved through conceptual art practices. The research was designed with an action research model. Participants of the research consist of 12 undergraduate students who took Graphic Design lesson in Fine Arts Education Department of Anadolu University in the fall semester of 2012-2013 and the researcher conducting the course. Data were collected from class video records, semi-structured interviews, student diary, researcher diary, student objects/products and social media interactions. Data of the research were resolved through thematic analysis method. According to findings, it has been seen that the students have developed awareness of their surroundings by experiencing the research and inquiry process. The students have changed their conceptions of art and their distant attitudes to contemporary art and have tried to make meaning. From the research findings, students can be taught various artistic approaches such as art history, visual culture, digital art and contemporary art practices.Article Afet Bakış Açısıyla Lojistik Depo Yeri Seçimi: İstanbul Beykoz İlçesi Üzerine Bir Uygulama(2021) Durdağ, Celil; Ergenecoşar, Sabri; Kinik, Zeynel; Yılmaz, Kurthan KubilayAfetlerin sonuçlarını incelediğimizde can ve mal kaybı haricinde toplumsal olarak da yaşanantravmaların çok olduğunu görebilmekteyiz. Toplumsal olarak afetlere hazırlıklı olduğumuzda,yaşanabilecek bir Afet durumunda can ve mal kaybının daha az olacağı ve daha çabuktoparlanabileceğimiz söylenebilir. Afet çeşitlerine göre, her bölgede yapılması gereken önhazırlıklar için afet haritası çıkarılması zaruri ihtiyaçtır. İdari amirliklerce yapılan buçalışmanın neticesinde önem arz eden durumlara göre tedarikçi bulmak, doğru depolama alanıbelirlemek, acil durum personelini eğitmek, depolardaki malzemelerin periyodik olarakkontrolü ve teminin sağlanması gibi disiplinli, bir ön çalışma gerektirmektedir. Çalışma iledepo seçiminde konunun uzmanlarının görüşleri alınarak yer seçimi gerçekleştirilen etmenpuan yöntemi kullanılacaktır. Büyük bir deprem bekleyen İstanbul ilinin depremden daha azetkilenmesi beklenen Beykoz ilçesinde afet depo yeri seçimi için uygun yer seçimiyapılacaktır. Çalışma sonunda seçilen yer artı ve eksi yönleriyle değerlendirilirken idaribirimlere gelecek için fikir verilmiş olacaktır.Master Thesis Afet Sonrası İkincil Travmatik Belirtiler Gösteren Yardım Çalışanlarının Sosyal Medya Kullanımları İle Anksiyete Düzeyleri Arasındaki İlişki(2024) Demirezen, Burcu Kahraman; Erden, Hatice GülsenÇalışmanın amacı afet sonrası ikincil travmatik belirtiler gösteren yardım çalışanlarının sosyal medya kullanımları ile anksiyete düzeyleri arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. Araştırma örneklemini 138 kadın ve 142 erkek olmak üzere toplam 280 kişi katılımcı oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, Demografik Bilgi Formu, ''İkincil Travmatik Stres Ölçeği (İTSÖ)'' ve ''Depresyon-Anksiyete-Stres Ölçeği (DASS42)'' kullanılarak afet bölgesine gitmiş yardım çalışanlarına uygulanmıştır. Çalışma kapsamında Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson korelasyon, çoklu doğrusal regresyon ve Ki-Kare analizleri ile değişkenlere ait bulgular ele alınmıştır. Analizler sonrasında afet sonrası yardım çalışanlarında ikincil travmatik stres, depresyon, anksiyete ve stres belirtileri saptanmış, kadın çalışanların söz edilen belirtileri daha yüksek deneyimledikleri bulunmuştur. Aynı zamanda, deprem bölgesinde çalışılan sürenin artmasıyla birlikte afet sonrası yardım çalışanlarının deneyimlediği ikincil travmatik stres, anksiyete, depresyon ve stres düzeylerinin de arttığı saptanmıştır. Sosyal medyada 4 saatten fazla zaman geçiren yardım çalışanlarının ikincil travmatik stres, depresyon, anksiyete ve stres puanlarının sosyal medyayı daha az kullanan gruplara göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Alanyazında afet sonrası yardım çalışanlarındaki ikincil travmatik stres, sosyal medya kullanımı ve anksiyete değişkenlerini birlikte inceleyen araştırmalar sınırlıdır. Söz edilen değişkenlerin birlikte incelendiği bu tez çalışmasının ilişkili etmenlerin belirlenmesi, yardım çalışanlarındaki belirtileri önleme ve müdahale çalışmaları konusunda alanyazına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.Book Part Aging in Turkey(Faculty of Economics Osijek, 2020) Kilic, Burak; Kilic, ZaferThis study covers the services offered to the elderly, individuals who work in this field, statistical data on aging in Turkey, and similar issues. The data in this study was collected from the literature review and from written sources. In the literature, the concept of age is divided into two: biological and chronological. Although chronological age is the same in all humans, biological age varies according to individuals. Chronological age is the number of years a person has been alive. Biological age is the representation of the biological step as a unit of time. Aging is the state where individuals gradually lose their physical and psychological power. The increasingly elderly population has also caused the academic environment to focus on the field of older people. Moreover, the increasing elderly population has accelerated the process of developing national policies and plans in countries and the process of producing services in line with the developed plans and policies. According to the aging data of the United Nations, there is an increase in the number and proportion of elderly individuals in the world. As a result, in this case, Turkey does not differ, so the elderly population is increasing with each passing day.Master Thesis AI (YZ) Teknikleri Kullanılarak Küresel Yazılım Geliştirmede Kültürlerarası Sorunların Öngörülebilir Analizi(2024) Iqbal, Zohaib; Ergenecoşar, Gizem TemelcanBu tezin amacı, GSD ortamında kültürel farklılıklardan kaynaklanan sorunları azaltmak için kullanılabilecek tahmini modellemenin nasıl kullanılabileceğini belirlemektir. Küresel kullanım için yazılım geliştirilirken, giderek daha fazla ekip farklı kültürel geçmişlere sahip üyelerden oluşmaktadır. Bu tür farklılıklar iletişim problemlerine neden olmakta, işe yönelik çelişkili yaklaşımlar sergilemekte ve daha zayıf projelere yol açan kafa karışıklığı yaratmaktadır. Bu çalışma, yukarıda bahsedildiği gibi önemli sorunların proje çıktılarını tehlikeye atmaması için kültürlerarası etkilerin erken tespitinde yararlı olan risk faktörlerine ulaşmaktadır. Doğrusal Regresyon, Ridge Regresyonu, Lasso Regresyonu, SVR ve XGboost algoritmaları kullanılarak testler yapılmıştır. Her modelin karşılaştırılması için Ortalama Karesel Hata (MSE), Kök Ortalama Karesel Hata (RMSE), Ortalama Mutlak Hata (MAE) ve R-kare içeren bir dizi kriter incelenmiştir. Kullanılan algoritmalar arasında Doğrusal Regresyon ile modelin yüksek doğrulukla tahmin edilebileceğini gösteren en yüksek R-kare değeri elde edilmiştir. Diğer modeller için Ridge Regresyon ve XGBoost tarafından orta düzeyde doğruluk ortaya konmuş, ancak bunların ayarlanması sonuçları çok az iyileştirmiştir. Ayrıca, yapılan analizler sonucunda Linear Regresyonun en doğru model olduğunu gösterilebilmektedir. Bu çalışma, yazılım geliştirme ekiplerinde ele alınan kültürlerarası endişeleri destekleyebilecek insan merkezli yaklaşımlara, mevcut AI-tabanlı yöntemlerin entegrasyonu için önemli çıkarımlar sunmaktadır. Çıkar çatışmaları öngörüldüğünde, ekip çalışması verimliliğini ve dolayısıyla bir projenin başarısını en üst düzeye çıkarmak için daha iyi anlayış ve iş birliği çözümlerinin kullanılması gerektiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kültürlerarası Zorluklar, Küresel Yazılım Geliştirme, Tahminleme Analizi, Makine Öğrenmesi, AI-Odaklı Çözümler.Article Akıllı Havalimanları: Havalimanı Yolcu Hizmetlerinde Yolcuların Ortak Kullanımlı Self Servis (CUSS) Kullanma Deneyimine Yaklaşımları(2025) Pamuk, MehveşHavacılık her zaman teknolojiye dayalı bir sektör olsa da havalimanlarında birçok yolcu hizmetleri görevlilerle yolcuların temasını gerektirmiştir. Bu manzara teknoloji yayılımıyla beraber dönüşmektedir. Bu dönüşümlerden biri olan Ortak Kullanımlı Self Servis (CUSS) kiosk teknolojileri uçuş öncesi biletleme, koltuk atama, belge kontrolü, bagaj teslimi, etiketleme, biniş kartı bastırma gibi kontuarda yapılan işlemleri yolcuların kendisinin tamamlayabilmesini sağlamaktadır. Ancak tüm işlem ve sorumlulukları yolcuya aktarmaktadır. Bu durum, teknolojiye aşina olan, hızlı tempolu yolcular için kolaylık olarak görülebilirken, bazı yolcular için geleneksel yönteme kıyasla henüz alışılmadık, karmaşık bir durum olabilmektedir. Bu çalışma havalimanlarındaki CUSS kiosklarına ilişkin deneyimlere odaklanmış, yolcuların CUSS faydalılık algısı, kullanım özyeterlilik algısı, insan etkileşimi gereksinimi ile CUSS kullanımı davranışsal niyeti arasındaki ilişkilerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla nicel araştırma yöntemine dayalı olarak uygun örnekleme yoluyla erişilen Türkiye’de farklı havalimanlarında CUSS kiosklarını kullanma deneyimine sahip 372 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veriler SPSS yazılımında analiz edilmiştir. Bulgulara göre CUSS fayda algısı, yolcu özyeterliliği ve davranışsal kullanım niyeti arasında güçlü ve pozitif ilişkiler bulunmuştur. Buna karşılık, yolcularda insan etkileşimi gereksinimi arttıkça sistemin faydalılığına, kullanım yeterliliğine ve kullanım niyetine yönelik algılar anlamlı şekilde azalmaktadır. İleri yaş grupları ve daha düşük eğitim seviyesine sahip bireyler insan etkileşimine daha fazla ihtiyaç duymakta ve CUSS sistemlerine daha temkinli yaklaşmaktadır.Master Thesis Akıllı Şebeke Fazör Ölçüm Ünitelerinde Sahte Veri Enjeksiyonu Siber Saldırılarının Tespiti için Derin Öğrenme ve Makine Öğrenmesi Yöntemleri(2024) Goun, Khalid; Erkan, Özlem FeyzaAkıllı şebekeler, normal güç sistemlerine kıyasla çeşitli avantajlar sunar. Ancak özellikle veri bütünlüğü ve güvenliği açısından önemli siber güvenlik zorlukları da sunarlar. Fazör Ölçüm Birimleri (PMU), senkronize, yüksek çözünürlüklü ölçümler aracılığıyla şebekenin gerçek zamanlı izlenmesini ve yönetimini sağlayarak bu zorlukların ele alınmasında önemli bir rol oynar ve böylece güvenilirliğini artırır. Fakat bilgisayar korsanları hayati öneme sahip Fazör Ölçüm Birim bilgilerini manipüle ederek bazı avantajlar elde edebilirler. PMU'lara yanlış veri girişi yapılmasına dayanan yanlış veri enjeksiyon saldırıları, tüm güç şebekesinin verimliliğini ve güvenilirliğini tehlikeye atabileceğinden ciddi bir tehdit oluşturur. Bu nedenle, akıllı şebekelerdeki güvenli operasyonlar etkili yanlış veri tespiti ve azaltmaya bağlıdır. Bu tez çalışmasında, akıllı şebekelerdeki yanlış veri saldırılarını tanımak için hem makine öğrenimi hem de derin öğrenme yöntemleriyle desteklenen kapsamlı bir çözüm geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu çözüm, güç sistemi saldırısı etiketli veriler kullanılarak geliştirilen denetimli makine öğrenimi modellerinin kullanılmasını içerir. Rastgele Ormanlar ve Ekstra Ağaçlar gibi ağaç tabanlı teknikler öncelikle PMU verilerini doğal veya riskli olay olarak ikili bir sınıflandırma kullanılır. Daha sonra olaysız, doğal olay veya aktif saldırıyı belirlemek için çok sınıflı sınıflandırma yapılır. Bunun yanı sıra, özellikle zaman serisi verileri için tasarlanmış ve ince zamansal kalıpları etkili bir şekilde tespit edip yakalayabilen Evrişimsel Sinir Ağları (CNN), Uzun Kısa Süreli Bellek Ağları (LSTM) ve CNN-LSTM hibritleri gibi derin öğrenme mimarilerini incelenmiştir. Bu araştırmanın birincil amacı, gerçek PMU verileri üzerinde en son makine ve derin öğrenme tekniklerini kapsamlı bir şekilde değerlendirmek, saldırı tespit doğruluğunda önemli bir iyileştirmeye yol açmak ve nihayetinde kritik enerji tedarik altyapısının güvenliğini ve dayanıklılığını korumaktır.Article Akıllı Tarım Literatürünün Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Türkiye Bağlamında Değerlendirilmesi(2023) Gürsoy, Ozgür Burçak; Çolak, EzgiDijital teknolojiler, iktisadi ve sosyal yaşam üzerinde köklü dönüşümler yaratmıştır. Son yıllarda, artan dünya nüfusu, iklim değişiklikleri, pandemi gibi dışsal şokların etkileri ve gıda rejiminde yaşanan krizler sonucu tarım sektörünün sürdürülebilirliği ve tarımda teknoloji kullanımı üzerine tartışmalar yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda, tarımsal verimliliği arttırmayı, kaynak kullanımını etkin kılmayı ve çevreye verilen zararı azaltmayı amaçlayan ve “akıllı tarım” olarak isimlendirilen kimi uygulamalar dünyada ve ülkemizde sektörde yer bulmaya başlamıştır. Bu makalede, akıllı tarımın ne olduğu, hangi uygulamaları içerdiği ve sosyal bilimlerde hangi bağlamlarda tartışıldığı ortaya konmaktadır. Makalede, akıllı tarım üzerine literatüre “duyarlı yenilikçilik” kavramının ışığında ve toplumsal cinsiyet ilişkileri merkezli bir şekilde yaklaşılmaktadır. Araştırmamız ülkemizde durum tespiti ve uygulama sonuçlarını sunan belge ve raporların ile TÜİK Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarını veri kaynağı olarak kullanmaktadır. Elde edilen nitel ve nicel ikincil verinin betimsel analizi yapılarak akıllı tarım uygulamalarının ortaya çıkarabileceği olumlu ve olumsuz sonuçlar özellikle tarımsal yapıdaki kadınların konumu bakımından sorgulanmıştır. Sonuçta, akıllı tarım uygulamalarının ve tarımın dijitalleşmesine dair politikaların, toplumsal cinsiyet duyarlılığı ile tanımlanmasının gereği ve önemi vurgulanmıştır. Yine, özellikle ülkemizde geliştirilecek uygulamaların bilgisayardan ziyade mobil cihaz kullanımına dayalı ve orta yaş ve üstünden ziyade genç çiftçileri hedeflemesi gerektiği önerilmektedir.Master Thesis AKP, CHP, MHP ve HDP Siyasi Parti Liderlerinin 2015 Yılı İstanbul Mitingi Konuşmalarında Söylem Dilinin İncelenmesi(2023) Aslan, Derya; Meral, Pınar SedenToplumsal yaşam içerisinde öyle sözcükler vardır ki, kullanımlarının sebebi ve sözcüklerin anlamı kullanıldığı ortama göre anlam kazanmaktadır. Siyaset kavramı işte bu sözcüklerden birisidir. Toplumun doğal yaşantısının bir parçası haline gelmiş olan siyaset, günlük rutin işlemlerin, rutin döngülerin içerisine karışarak doğal bir yaşam pratiği haline gelmiştir. Toplumlar, siyasi liderlerin söylemlerinden, parti kimliğinden, parti liderinin özelliklerinden etkilenmektedir. Seçmenlerin parti liderlerine karşı düşünceleri, o partiye oy vermede etkilidir. Siyasi söylemlerin toplumları etkilemesinden hareketle, 2015 yılında yapılan genel seçimlerde ana parti ve üç muhalefet partisinin seçime yakın zamanda yaptıkları mitingler dikkate alınarak, AKP, CHP, MHP ve HDP'nin İstanbul'da düzenledikleri birer mitingi ele alınmıştır. Partilerin mitinglerinin İstanbul olarak belirlenmesindeki ana sebep, İstanbul'un kozmopolit yapısıyla halkın büyük çoğunluğunu temsil edebileceğidir. Söylem analizine tabi tutulan miting bulgularına göre, iktidar partisi ve muhalefet partileri arasında benzerlik ve farklılıklar olduğu görülmüştür. AKP ve MHP liderlerinin söylem dili olarak, kullanılan kelimeler ve kronolojik anlatımın birbirine benzediği görülmüştür. HDP, siyasi söylemlerini, haklar, demokrasi ve toplumdaki ayrıştırma üzerine kurarken CHP'nin söylemlerinde ekonomi, yolsuzluk ve yoksulluk ön plana çıkmaktadır.Master Thesis Alkol ve Madde Bağımlılığı, Travma Geçmişi ve Dürtüsellik İlişkilerinin İncelenmesi(2024) Köstekçi, Ayşe Betül; Erden, Hatice GülsenMevcut çalışmada alkol ve madde bağımlılığına sahip kişileri travmatik yaşantı geçmişleri ve dürtüsel eğilimleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin AMATEM birimindeki psikiyatri bölümü ayakta tedavi polikliniğine başvuran 8'i kadın olmak üzere toplam 102 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak: Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11), Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği (TSSTÖ), Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ) kullanılmış ve araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Ölçekler aracılığıyla edinilen verilerin karşılaştırılması ve yorumlanması için SPSS programı kullanılmıştır. Çalışmanın konusu ve amacı göz önünde bulundurularak ön şartların kontrolü ardından, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve SPSS PROCESS (v4.2) Aracı Değişken analizi uygulanmasına karar verilmiştir. Yapılan araştırma için anlamlılık düzeyi 'p<0,05' olarak belirlense de çoğunlukla bulguların anlamlılık düzeyi 'p<0,01' derecesindedir. Sonuç olarak alkol ve madde bağımlılığı, travma geçmişi ve dürtüsellik arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur: Travma geçmişinin alkol ve madde bağımlılık düzeyi üzerindeki anlamlı etkisinde, dürtüsellik 'kısmi aracı değişken' rolündedir.Article Alterations in Niban Gene Expression as a Response to Stress Conditions in 3t3-L1 Adipocytes(Springer, 2020) Cevik, Mehtap; Gunduz, Meliha Koldemir; Deliorman, Gokce; Susleyici, BelginAdipocyte death is important in obesity development. Understanding and prevention of adipocyte deaths may be a molecular approach in the treatment. In the study, we aimed to understand role of Niban gene, which acts as an anti-apoptotic molecule as a response to stress conditions, in adipocytes. 3T3-L1 adipocytes were treated with different doses of linoleic acid, hydrogen peroxide and ethanol; and proliferation of the cells examined with real time monitoring iCELLingence system. Gene expression levels were measured by q-PCR. As a response to 24h 480 mu M linoleic acid treatment, Niban gene expression was found to be higher than control group (p = 0.008), whereas 24 h 90 mM ethanol treatment was determined to be lower than control group (p = 0.008). The highest value of Niban gene expression among H2O2 treatment groups was detected in 4h 600 mu M H2O2 in comparison to control group (p = 0.008). To understand role of Niban in adipogenesis, Niban gene expressions were compared between pre-adipocytes and advanced fat accumulated adipocytes and determined to be significantly different (p = 0.042). Our results suggest that Niban might be involved in stress response process in adipocytes. However, the exact molecular role of Niban needs to be investigated in further studies.Master Thesis Ambalaj Tasarımında Form Faktörünün Tüketicinin Satın Alma Kararına Etkisi: İçecek Ambalajları Üzerine Bir Araştırma(2021) Okumuş, Bayram; Meral, Pınar SedenAmbalaj fonksiyonu, işletmelerce üretilen ürünlerin belli bir kimlik yaratmasında destekleyici etkiye sahiptir. Böylelikle, ürün ve markalara yönelik tutundurma faaliyetleri daha başarılı olabilmektedir. Bunun yanı sıra ambalajlar, işletmelerin ve markalarının bilirliklerini artırmada önemli ve etkin rollere sahiplerdir. Ambalaj tasarımında önemli bir yeri olan ambalaj formu da işlevsel değerinin ötesinde, doğrudan duygulara veya bilinçaltına hitap eden ikincil sembolik değerleri ifade eden özel bir mesaj iletmesi nedeniyle kendiliğinden olan ve bazen değiştirilmesi zor olan duyguları, tutumları ve satın alma davranışlarını tetikleyebildiği için oldukça önemli ve satın alma davranışlarını değiştirme ve istenilen şekilde yönlendirmede oldukça etkilidir. Literatürde ambalaj tasarımının tüketici davranışları ve algısı üzerindeki etkisinin çoğunlukla genel veya renk etkisi özelinde incelendiği görülmektedir. Bu alanda içecek firmaları üzerine yapılan çalışmalarda ambalaj formunun etkisinin de ambalajın genel tasarım etkisi altında ve sınırlı düzeyde araştırıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırmada, literatürdeki bu boşluğun doldurulmasına katkıda bulunabilmek için ambalaj tasarımında form faktörünün tüketicinin satın alma kararına etkisinin içecek ambalajları özelinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, dahil edilme kriterlerini taşıyan 224 sağlıklı erişkin oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket yöntemi, örneklem seçimindeyse kartopu örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Pandemi koşullarının devam etmesi nedeniyle veriler online anket yoluyla toplanmıştır. Anket soruları araştırmacı tarafından tez danışmanının kontrolünde hazırlanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans, ortalama, standart sapma, minimum-maksimum değerler gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra, basıklık ve çarpıklık katsayıları, iki grubun karşılaştırılmasında t testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasında tek yönlü ANOVA testi, farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığının belirlenmesinde LSD Post Hoc testi kullanılmıştır. Anlamlılık analizleri %95 (p<0,05) ve %99 (p<0,01) düzeylerinde yapılmıştır.Master Thesis Anadili Türkçe Olan ve Olmayan Ortaokula Devam Eden Çocukların Akademik Benlik Saygısı İçe Dönüklük ve Utangaçlık Düzeylerinin Karşılaştırması(2024) Ay, Jiyan; Hamamcı, ZeynepBu araştırmanın amacı anadili Türkçe olan ve olmayan ortaokula devam eden çocukların akademik benlik saygısı, içe dönüklük ve utangaçlık düzeylerinin karşılaştırmaktır. Araştırmanın katılımcıları Midyat Altunkaya, Midyat Kocatepe ve Midyat Cumhuriyet Ortaokullarında altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflarda eğitim görmeye devam eden 10-16 yaş aralığında olan 438 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak 'Demografik Bilgi Formu, Akademik Benlik Saygısı Ölçeği (ABS), Eysenck Kişilik Envanteri, Çocuk Utangaçlık Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizi için değişkenler arasındaki ilişki için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, akademik benlik saygısı (ABS); değişkenler arasındaki farklara bakmak için bağımsız örneklem t test ve tek yönlü ANOVA yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre anadili Türkçe olan ve olmayan öğrenciler arasında akademik benlik saygısı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Anadili Türkçe olan ve ortaokula devam eden öğrencilerin akademik benlik saygısı düzeyleri anadili Türkçe olmayan olan öğrencilere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre anadil Türkçe olan ve olmayan çocukların içe ve dönüklük düzeyleri ile utangaçlık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmada çocukların içe ve dönüklük, akademik benlik saygısı ve utangaçlık düzeyleri arasında demografik değişkenler açısından bir fark olup olmadığı incelendiğinde eğitim ve sosyoekomomik değişlenlerine göre sosyoekonomik durumu düşük olan katılımcıların utangaçlık düzeyleri sosyoekonomik durumu orta olan katılımcılara göre anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre ortaokula devam eden öğrencilerin babalarının ve annelerinin eğitim durumuna göre akademik benlik saygı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Baba ve annenin eğitim seviyesi arttıkça akademik benlik saygı düzeyleri azalmaktadır.

